Basında Ben içeriğine geri dön

İki Anahtar – Cennet Vatan Türkiye

İki Anahtar Dergisi Yıl: 1 Sayı: 2 Temmuz-Ağustos 2014

(Yazımı dergisinde yayınlama nezaketinde bulunan Emrullah Kesken beye teşekkürler)

karadeniz

CENNET VATAN TÜRKİYE

Uzun zamandır ailecek gitmeyi istediğimiz, ama bir türlü kısmet olup da gidemediğimiz Karadeniz bölgesine bir akrabamızın düğünü vesilesiyle gitme fırsatı buldum.

Ve sonrasında da neden daha önce buralara gelmedim diye hayıflandım.

Malumunuz Konya’mızda 10–15 ağacı bir arada görsek orman zannederiz maalesef.

Ama gelin görün ki Karadeniz Bölgesinde yeşilin her tonunu bulabileceğiniz uçsuz bucaksız ormanları görünce, bizim ormanlar gözümde sıfırlandı.

Konya’dan Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Yücehisar köyüne kadar olan 1.060 kmlik yolculuğumuz süresince uğradığımız her il, her ilçe, her ören yeri birbirinden güzel ve eşsizdi. Yıllardır televizyonlardan, kartpostallardaki meşhur fotoğrafından bildiğimiz Uzungöl’de bir gece konaklama fırsatımız oldu. Hem de mübarek Berat Kandili gecesi. Uzungöl’ün insana derin bir huzur ve sükûnet veren havası var. Ama üzülerek belirtmeliyim ki eski kartvizitlerdeki fotoğraf karelerini burada tam olarak bulamıyorsunuz. Zira yapılan 3-4 katlı oteller sebebiyle çıktığınız tepeden bile Uzungöl’ün o eski manzarasını göremiyorsunuz. İşin ilginç tarafı buradaki esnafın hepsinin iyi derecede Arapça biliyor olması. Neden mi? Çünkü burada konaklayan misafirlerin %60’ı Dubai’den gelen Araplar. Bizim ülke insanımız cennet vatanımızın bu harika köşelerinin değerini bilemez iken, kilometrelerce uzaklardan gelen yabancı turistler aylarca bu mekânlarda konaklamakta.

Diğer gezi noktalarımızdan birisi olan Sümela Manastırı ise insanoğlunun eğer isterse yapamayacağı bir şeyin olmadığının ispatı gibi Mela Dağı’nın yamacında durmakta. Tehlikeli bir araç yolundan sonra kısa ve dik yamaçtan tırmanarak ulaştığınız manastır, yıllar önce insanların o gün ki imkânlar ile neler yapabildiğini gözler önüne seriyor.

Rize’ye gelme sebebimiz olan düğünün erkek tarafının evleri, çay ve meyve bahçelerinin içerisinde sessiz, sakin bir ortamda mütevazı bir müstakil evdi. Buralarda eski evlerin neredeyse hepsi bu tarzda yapılmaktaymış zaten. Ev sahibemiz ve aynı zamanda damadın annesi olan Nazmiye teyzenin kendi elleriyle yoğurup sobada pişirdiği ekmek ile birlikte yediğimiz mıhlamanın tadı hala damaklarımda. Bu sıcakkanlı insanların sohbet ve muhabbetine doyum olmuyor.

Rize’de, Karadeniz’e gelmemize vesile olan düğünümüze iştirak ettikten sonra gece geç saatlerde Ayder Yaylası’nda bizim için ayrılmış çok güzel otelimize yerleştik. Yaylanın soğukluğunu öncelikle, otelin işletmecisi Rize’li teyzemizin hoş sohbeti, sonrasında da içerisinde attığı odunların çıtırtısı ile yanan kuzine soba giderdi. Gece geç saatte uyumamıza rağmen sabahın erken saatlerinde dinç ve dinlenmiş vaziyette uyandığımızı gördük. Gece karanlığında girdiğimiz otelin penceresinden sabah kalkıp da gördüğümüz manzara karşısında Cenabı Allah’a bir kez daha şükrettik. Yazımın başında da dediğim gibi yeşilin her tonu gözünüzün gördüğü yere kadar uzanmaktaydı. Kahvaltıdan sonra çıktığımız Ayder turunun hiç bitmesini istemedik ama zamanımız kısıtlıydı maalesef.

Ülkemizin her bölgesi kendine özgü doğası, özellikleri ile birbirinden farklılıklar göstermekte olsa da, bölge halkının sıcaklığı, sohbeti, misafirperverliği her yerde aynı. Bu da ülkemize Cennet Vatan dememizin en önemli sebebi bence.

Allah bu içimizdeki güzel duyguları hiç azaltmasın ve daim kılsın inşaAllah…

Selametle…

www.osmankaraca.com.tr

Resmin Büyük Hali İçin Üzerine Tıklayabilirsiniz.

 

Osman Yazı 3- Cennet Vatan Türkiye

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Anti-spam image